M I N D W A V E S

“The connection of your soul..”

Arşiv Hayata dair

İnsan olmak..

Gerçekten öyle zor ki..

İnsan olmak aslında cok ince detaylarda gizli..Hassas olmak, duyarlı olmak, çabuk kavramak, medeniyete dokunmak, inanmak, doğrularını oluşturmak, ilkeler edinmek, aile terbiyesi almak, aile olabilmek, hoşgörü, irade, mantık….ve daha nicesi.

İnsan olmanın aslında ne denli özel ve sorumluluk sahibi olmayı gerektirdiğinin bilincinde yaşamaktan bahsediyorum. O kadar değerli ve kısıtlı olan hayatlarımızda kaçımız insan olabilmeyi başarabiliyoruz ? Kaçımız bunun adına uğraş veriyoruz ? Ya da kaçımız bunu mevzudan dahi saymıyoruz ?

Belkide kendimizi çok üstün görmekten ileri geliyor bu..ya da hatalarımızı görememekten ya da bilipte kabul edememekten..belkide hep aynı kattan aşağıya baktığımızdan..sebebi her neyse.
halbuki ara sıra kat değiştirmeliyiz..daha tepeye, farklı bir açıya yada farklı bir cepheye geçmeliyiz..alışık olmadığımız bir noktadan hayatımızı seyretmeliyiz.o zaman çeşitlilik olacak ve kendimizi de o çeşitlilik arasında izleyebileceğiz..
aslında bütün bunlar eğitim ile başlıyor..insanın kendini hayatın her aşamasında eğitmesiyle yani..okuması, okuması, okuması…sorması ve araştırması..belkide hepsinden önemlisi merak etmesi.
Düşünün; şu bir gerçek ki merak bitince aslında herşey bitiyor..etrafımızdakilere değil yalnız, dünyaya karşı da dönüp bakmalıyız..biz evrenin ne kadarcık bir bölümünde ve ne kadar bir parçasını kaplıyoruz diye sormalıyız kendimize..farklı kültürleri öğrenmeli, değişik yemekleri denemeliyiz..internet aracılığı ile bile yapabilir insan bunu..öyle sınırsız bir bilgi ağı ki sizi alır götürür bilmediğiniz evrenin en derinlerine..ama yapmıyoruz..bilmiyoruz ve bilinçli bilmeye vakit ayırmıyoruz..gelecek aslında bugün..ertelememeli ve her geçen gün bize sunulan insanlığımıza onu besleyecek ve daha da kıymetli hale getirecek vasıflar kazandırmalıyız..dünyevi ve küçük işlerin peşinden koşmamalı, sistem ve fikirleri tartışmalıyız..gerçek başarılardan hedef koymalı ve bu yolda ödün vermemeliyiz..millet olarak buna ihtiyacımız çok ama çok fazla..çok değil – sistemli ve akılcı çalışmalı, kendimizi yenilemeliyiz.ve hayatta gercekten belli bir vizyonu oluşmuş ve genel kültürü varolan bireyler olmalıyız..

insani duygularından uzaklaşmadan her anlamda profesyonel düşünebilen, gerçekten insanlığının farkında ve bunun önemini kavramış, bilgili nesiller için öncelikle o nesilleri yetiştirecek aile ve eğitim birimlerinin çok tutarlı ve bilinçli olmaları değişmez gerçek bana göre..

okumak güzel bişi…okuyalım..herkes okusun..
okumanın zaman ayırmaktan başka külfeti de yok.

“merak”ınız daim olsun…. 

Hayatı tersten düşünün..

yasami tersten yasamak daha guzel hatta mukemmel olurdu.

nasil mi ???

cami’de uyaniyorsunuz. bir tahta sandik icersinde, herkes karsinizda saf durmus, iyiliginize dua ediyor ve tum haklar helal edilmis vaziyette. tabuttan dogruluyorsunuz, yasli, olgun ve agirbasli olarak.

herkes etrafinizda, buyuk bir itibar, iltifatlar, cocuklar torunlar hepsi hazir. arabaniza kurulup evinize gidiyorsunuz. dogar dogmaz devlet size maas bagliyor, aylik veya uc ayda bir maasinizi aliyorsunuz. ne guzel, hazir maas, hazir ev…

altmisli yaslara kadar hersey garanti, huzur icinde yasiyorsunuz. sagliginiz gittikce duzeliyor kaslar gucleniyor, kuvvetleniyorsunuz.

bir gun calismak istiyorsunuz ve ise ilk basladiginiz gun size hosgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altin kol saati veriyor patronunuz.. ve genel mudurluk veya bunun gibi yuksek bir makamdan tecrubeli bir insan olarak ise basliyorsunuz. herkes karsinizda elpence divan.

vucudunuzda da bazi hosa giden hareketler de basliyor gittikce zayifliyor forma giriyorsunuz diger hormonal aktiviteler artiyor, fevkalade…

aman ne guzel gunler basliyor…

derken birgun patron size artik universiteye gitsen daha iyi olur diyor. bu arada babaniz ortaya cikmis, “fazla calistin” diyor “artik eve don, isi birak, okumaya basla, harciligin benden olsun…” keyfe bakar misiniz ?

okudugunuz dersler gittikce kolaylasiyor ekmek elden su golden bir donem basliyor. partiler, diskotekler, kizlarin sayisi artiyor.

derken anne ve babaniz sizi goturup getirmeye basliyor, araba kullanma derdi de yok artik…

Gunun birinde sizi okuldan da aliyorlar, “evde otur, keyfine bak, oyuncalaklarinla oyna” diyorlar… mamaniz agziniza veriliyor, zaman zaman altinizi bile temizliyorlar, hatta bu durum aliskanlik yaratiyor ve hic tuvalet kullanmamaya basliyorsunuz.

derken anneniz bir gun size sut verme kararini aliyor ve baska bir keyifli donem basliyor. mama artik her yerde, her an ve en taze seklinde hazir. bir gun karanlik ilik ve sicak bir ortama giriyorsunuz. beslenmek icin agzinizi acmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor, sicacik yumusacik gurultu ve patirsiz bir ortamda yasiyorsunuz. kuculuyor, kuculuyor, ufacik bir hucre halini aliyorsunuz.

“”ve gunun birinde muthis keyifli bir sevismeyle hayatiniz bitiyor…”"

Değişim

Değişmeyen hiç birşey yok hayatta..ben buna sonsuz inananlardanım..

Hiç düşündünüz mü???
Herşeyin bir süresi bir sınırı bir ölçüsü var..Zamanı dolunca mutlaka elinizden akıp gider..Bunu normal kabul edip devam etmeli insan yoluna..Değişimleri kabul edebilmek, yeniliklere açık olabilmeyi beraberinde taşır.Yeni lezzetler keşfetmek gibidir belkide bu.Giden ya da bitenin ardındakine şans verebilmektir..İçinde başka tatlar bulabilmeyi bilmektir.Ben acizlik olarak görüyorum değişmezlik olgusuna inanmayı ve kelepçeli halde bu duyguya yenilmeyi..Bence herşey her duygu her olgu değişir..Tıpkı insanların değiştiği,geliştiği ve yol aldığı gibi..Değişimden korkmamak, dik durmak lazım..Hayat süprizlerle dolu..Ne zaman ne olacağı hiç bilinmez-bilinemez..ama hazır durmak akılcı yaklaşmaktır..aslında denge işi bu.Duygu ve mantığı ortalamak..hepsinden katmak ama hiç birinden doymamak ve doyurmamak..belki tek mesele bu.. 

Hayata dokunmak..

Hayat..
Hiç düşündünüz mü ne kadar hayata dokunabildiğinizi? Ne kadarlık bir paydada kendi hayatınız bağlamında sahnede olabildiğinizi? Ben cok düşünürüm..Severim düşünmeyi, çünkü düşünce vareder insanı, düşünceyle başlar insanın hayatı..

Hayatınız, seçimlerinizdir aslında..Hayatınız, içinde bulunduğunuz akıp geçen zaman dilimidir..Erteleyip yada sürece yaydığınız yada beklediğiniz herşey hayatınızı ifade etmez gerçekte. Sizler planlarla meşgulken o aslında vardır ve hissedemeyeceğiniz kadar sinsidir çoğu zaman..Bu karşı konulamaz birşeydir ama zaman zaman durup farkında olmayı becerebilmek lazım bence..neredeyiz, nereye gidiyoruz, nelerle meşgul, nelerle içiçeyken hayatımızı kaybediyor yada unutuyoruz??? Kendimize değer vermek, zaman ayırmak belki birazda standart hayatımızdan gerçek hayatımız için çalmak gerekli diye inanıyorum..
peki ya siz ??