M I N D W A V E S

“The connection of your soul..”

Arşiv Ekim 29, 2007

Bilginin kalitesi vardır..

Türkiye’de toplum üzerine yapılan çalışmaların hemen hemen tamamı kamuoyu için bir veri ve haber kirliliği kaynağı. Bu durumun nedeni Türkiye’nin sağlıklı bir bilim politikasının olmaması bana göre.

Türkiye’nin kıymetli insan, zaman ve parasal kaynakları, ‘veri’ veya ‘haber’ değeri bile olmayan bazı sayılar için harcanıyor. Bari bu duruma biraz düşünümsel bakıp (görünürdeki ‘politik gündem belirleme/değiştirme’ meselesinin ötesinde), başka bazı ’siyasi’ dersler de çıkarabilmeli.

AB veya her kim ne derse desin, toplumsal yaşam kalitemiz çok boyutlu olarak düşük. Toplum/insan araştırmalarımızın ‘bilimsel’ ve ‘toplumsal’ nitelikleri, dolayısıyla ‘toplumsal bilgi’ kalitemiz de son derece aşağıda. Artık bu ikisinin birbirleriyle ve Türkiye’nin genel bilim (hangi?) politikası ile sıkı fıkı ilişkisini kurabilmeli. Bunları bir an evvel iyileştirerek hiç değilse yarınımızı farklı yaşayabilmeli ve çocuklarımıza yaşanası bir gerçek gelecek hazırlayabilmeliyiz.

Topluma her anlamda açık ve saydam bilimsel politika, bilgi ve pratik değil, onun yerine kapalı kapılar ardında dedikodu ve bağnaz ideolojiler üretilmesi de bu geriliğe çok esaslı bir sebep aslında. Tıpkı çevre kirliliği gibi, bu gereksiz veri fazlalığı ve suni gündem oyunlarına karşı demokratik önlem almayı seçmeyerek, bir türlü ‘bilgi/düşünce toplumu’ olamamamız da bir diğer ciddi sebep.

Sebepleri bulmakta belkide çözüm değil aslında tepeden bir düzenleme ile yani modernden çok ‘modernist’, bilimden çok ‘bilimci’ olmayı bırakmalı. Türkiye, kendi yetkin bilim politikasını, bunun çeşitli alanlara özgü bilimsel araştırma stratejilerini, özgün kuramsal bilimini, bilim felsefesini ve kendi düşünsel dilini üretmeli-zorunda..

Ne yazık ki, başka türlü Türkiye’nin asla gelişemeyeceğini en iyi bilmesi gerekenlerimiz bile, içinde rakam yok diye, bu konularda zaten kolay çıkmayan titiz ve değerli akademik katkılara, bilimsel değeri olmayan ‘kişisel görüş’ muamelesi edilmesi de ayrı bir teknik sorun..

Toplumsal/bilimsel sorunlarımızı bütüncül ve demokratik bir vizyonla çözmeli gereğini kavramalı, entellektüel ve akademisyenlerin toplumdan yalıtılmışlıkları, içine kapanmışlıkları ile yüzleşerek, çalışmalarını topluma anlamlı ve geçerli kılmaları zamanın en gereğidir.

Toplumsal talebin, günün ve geleceğin gereksinimi olan sosyal, turizm ve bilişim gibi hizmet sektörlerindeki dönüşmesi sağlanmalı ve bu yönde bilinç açık olmalıdır.

Kısacası, hemen her alanda olduğu gibi, bilim ve eğitim politikamız konusunda da yasakçı ve fanatik olmaya mutlaka acilen son verilmeli.

Tablo kötü…