Öyle içimdesin ki…
Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların.
Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın.
Öylesine, o kadar bensin ki..
Nasıl anlatsam. Boşuna çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım.
Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var.
Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor.
Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.
Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de.
Çok başka bir şey.
Güzel bir duygunun ortasında, derin acılar hisseder mi insan?
Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken?
Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde..
Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu kayalıkların sancılı duvarları gibiyim.
Duvarlarım yosunlu, kaygan, üzerlerinden hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum.
Renklerim, gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime. Küfleniyorum, yaşlanıyorum.
Yalnızlıklar peşimde.
Dokunduğum her ıslak duvardan,bir başka yalnızlık bulaşıyor üstüme.
Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.
Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı.
Sonu sana geliyor her cümlenin ama ben seni bulamıyorum…
Her şeyin başında içinde ve sonundasın.. ama tutamıyorum..
Öyle içimdesin ki…